Zeze..

vasconcelos

Zeze, Jose Mauro De Vasconcelos ‘un 3 kitaptan oluşan serisinin kahramanı. “Şeker Portakalı”nı çok uzun zaman önce okumuştum ve okurken ağladığım ilk kitaptı. Serinin diğer iki kitabı olan “Güneşi Uyandıralım” ve “Delifişek” kitaplarını okumadan önce “Şeker Portakalı”nı bir kez daha okuyayım dedim. Yıllar sonra tekrar okurken yine aynı hüzünle karşılaştım. Zeze’nin acımasızca eleştirilişi, yediği dayaklar, onu anlamayan bir aile.. İçim burkularak okudum yine.

Zeze çok fakir bir ailenin çocuklarından biri. Henüz 5 yaşında, inanılmaz zeki ve hayal gücü çok geniş bir çocuk. Çok yaramaz. Bu yüzden mahallede herkes onu şeytan olarak anıyor.

Okumayı çok erken çözmüş, çok meraklı ve çevresindeki herşeyi keşfetmeyi çok seven Zeze’nin, şeytan olmadığına inanan tek kişi, kendisi gibi sarışın olan ablası.

Zeze’nin babası  işsiz ve aile bu yüzden büyük fakirlik çekiyor. Taşınmak zorunda kalıyorlar ve bu Zeze’ye büyük acı veriyor. Bu acısını azaltmak için de Zeze’den bahçedeki  şeker portakalı fidanını seçmesini istiyorlar. Zeze, kendi ağacı olduğu için ona ilgi gösteriyor. Fakat bu şeker portakalı fidanının başka bir özelliği daha var. O da Zeze ile konuşması. İkili bu sayede çok iyi arkadaş oluyor ve Zeze tüm gün yaptıklarını şeker portakalı fidanına anlatmaya başlıyor.

Tüm çocuklar gibi yeni yılda hediyeler bekleyen Zeze, maddi imkansızlıklardan dolayı hediye alamayınca çok üzülüyor ve bunun babasının işsiz olmasından kaynaklandığını söyleyerek şikayet ediyor. Bu sözleri duyan babası çok üzülüyor. Zeze de yaptığı hatayı telafi edebilmek için o gece ayakkabı boya sandığıyla dışarı çıkıyor; kazandığı paralarla babasına yılbaşı hediyesi olarak iki paket sigara alıyor.

Öğretmeninin masasındaki vazo boş kalmasın diye bahçelerden çiçek çalıyor. Böyle duyarlı bir çocuk Zeze.. İçinde hem şeytan, hem de bir melek var.

Zeze yaramazlıklarından hiç vazgeçmiyor ve sürekli dayak yiyor. Artık Zeze’yi dövmek alışkanlık haline geliyor. Fakat zamanla dayağın dozu kaçıyor ve ablası ile babası Zeze’yi çok kötü dövüyor. Öyle ki Zeze dışarı çıkamaz hale geliyor. Artık ölmeyi istiyor ve bunun için tek yol olarak da trenin önüne atlamayı düşünüyor. O bunun planını kurarken kötü haber geliyor. Çok sevdiği dostu, Portekizli ölüyor.

Zeze kendini dünyada yapayalnız hissediyor. Tam o sırada şeker portakalının yol yapımı için kesileceği söylentisi de çıkınca, tüm aile Zeze’nin bu yüzden bunalıma girdiğini düşünüyor. Bir tek en iyi arkadaşı olan şeker portakalı fidanı ile konuşuyor. Fakat onun da ömrü artık sınırlı. Zeze bir şekilde hayatına devam etmek zorunda.

İkinci kitapta, Zeze biraz daha büyümüş ve artık eski ailesi ile değil, evlatlık verildiği mükemmeliyetçi ailesi ile birlikte. Fakat hala yaramaz ve küçücük.

Zeze’nin şefkat dolu bir baba özlemi, ikinci kitapta bir filmde gördüğü ünlü Fransız şarkıcısı Maurice Chevalier’i gerçek babasının yerine koymasıyla ortaya çıkıyor. Kitapta geçen “Odama gelip bana iyi geceler dileyen bir babam olsun isterdim. Elini başıma koyan bir baba. Odama giren, üstüm açılmışsa uyandırmamaya bakarak üstümü örten. Bana iyi geceler dileyerek yanağımdan öpen.” cümleleriyle bunu daha iyi anlıyoruz.

Son kitapta Zeze artık büyümüş. 20 yaşlarında. Hayali arkadaşları, her gün konuşabileceği şeker portakalı fidanı ya da yüreğinde hissettiği kurbağası yok. Gerçek hayata adım atmış. Delikanlılık çağının sorunları baş göstermiş.  Aşık olmuş. Ailesi uğruna o çok sevdiği yüzmeden ve aşkından vazgeçmiş.

Böyle bir çocukluk geçiriyor Zeze.. Hep yaramaz, yüreğinde hem şeytanı hem de bir meleği barındıran. Hayal gücü inanılmaz geniş, hayali arkadaşlarıyla konuşan. Delikanlılık çağında bu hayal dünyası kahramanlarından hiçbiri yok yanında. Kitapları okurken Zeze’ye karşı inanılmaz bir şefkat duydum. Onunla birlikte eğlendim, öfkelendim, mutlu oldum, çaresiz hissettim.

Zeze’de ben oldum. Tanıdığım bir sürü insan oldu. Anne oldum. Baba oldum. Abla oldum.

Onu korumak istedim. Onunla konuşmak, dertleşmek istedim.

Çok fazla anlattım sanırım. Ama beni yine çok etkiledi. Okumayan varsa tavsiye ederim 🙂

Sevgiyle,

7 Comments

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir